AKIL OYUNLARI VE BEYİN GELİŞİMİ – Aklımı Oynatıyorum !

Biz insanları diğer tüm canlılardan farklı kılan nedir? Sahip olduğumuz beynimizi sadece yaşamsal faaliyetler için değil de “düşünmek” üzerine de kullanabilmemiz, irademizin kuvvetinin farkında olup davranışlarımıza bu doğrultuda yön verebilmemiz değil mi?İçini doldurdukça genişleyen, öğrendikçe işleyen, çalıştıkça ışıldayan, kullandıkça kapasitesi artan, bilgiyi öğüttükçe daha çoğunu isteyen, ilgiyi azaltınca paslanan, unutkanlıklarla kararanmuhteşem bir organdırbeyin. Sınırları hakkında yeterli bilgimiz yok. O halde böyle bir organı neden zinde tutmayalım? Neden kapasitesinin sınırlarını zorlamayalım?

Kullanılmayan her şey paslanır, çürür, tembelleşir, işlevini yitirir. Beynimizi aktif tutmanın en iyi yolu da onu sürekli çalıştırarak yormaktan geçer. Beyni çalıştıran aktivitelerden birisi de akıl oyunlarıdır. Akıl Oyunları sadece çocuklarayönelik değil, 3-99 yaş aralığındaki tüm bireylere hitap eden bir aktivitedir. Bireylere; dikkat, odaklanma, problem çözme, el-göz koordinasyonu, stratejik düşünme, sorumluluk duygusunu güçlendirme, zaman yönetimi, üç boyutlu düşünme, bağlantısal düşünme, parça-bütün ilişkisi, oyun oynamayı öğrenme gibi daha adını sayamadığımız birçok alanda katkı sağlar. Evet,tam anlamıyla “oyun oynamayı öğrenmek”tir. Ne yazık ki çocuklarımızın oyun algısı sadece yarışmak ve yarışı kazanmaktan ibaret. Oyundan zevk almanın, oyunda bir şeyleröğrenmenin, oyun arkadaşlarıyla iletişim kurabilmenin, birlikte hareket edip işbirliği yapmanın öneminin farkında değiller. Bu algıyla büyüyen çocukların gelecek yaşantıları da pek farklı olmuyor. Karşımıza hırslı, bencil, kaybedince dünyası başına yıkılan bir nesil çıkıyor.Hâlbuki çocukların hayallerine sınır çizmediği, kendi karakter ve gelişim düzeyini rahatça ortaya koyduğu alan oyunlardır. Akıl oyunlarında kazanarak, kaybederek, kazanamamasına rağmen eğlendiğini fark ederek bu algıyı kırmaya çalışıyorlar ve inanılmaz bir şekilde ilerleme kaydediyorlarçocuklar. “Kazanamadım,” diye ağlayan çocuğun, “Kaybettik ama eğlendik,” yorumlarına bu süreç içinde şahit olabiliyorsunuz. Bu gelişmeler sadece çocuklarda değil tüm bireylerde görülebiliyor. Bunlar, beyniçalıştırmanın, fizyolojik gelişimlerin, psikolojik iyi oluşun beraberinde ortaya çıkan sosyal kazanımlardır; böylece kişilerarası ilişkilerde de gelişme görülür. Oyun sürecine gelecek olursak; yukarıda saydığımız birçok kazanıma ulaşabiliriz. Örneğin strateji gerektiren oyunlarda (reversi, abalone, quoridor, mangala, katamino vb.) bireyler plan yapmayı, odaklanmayı, birkaç hamle sonrasını tahmin etmeyi, sabretmeyi; başaramadıklarında ise farklı yollar denemeyi öğrenirler. Mücadele ruhu oluşur. Zamanla yenilmek bile eğlenceli hâle gelebilir, her oyun farklı bir kazanç olur. Takım halinde oynanan oyunlardaise(dizios, becerikli yapılar, dedektif, skippity vb.) bireyler sorumluluk almayı, birlik olmayı, birbirlerine destek olmayı, plan yapmayı öğrenirler. Bu öğrenmeler günlük hayata da taşınarak birçok alana aktarılabilir. Her türlü problemin oyunlaştırılmış haliyle başta Alzheimer olmak üzere pek çok sağlık sorununun önlenmesine katkı sağlanabilir.

Oyunlar, tüm bireyler için etkili öğrenme aktiviteleri olabilmektedir. Oyunlarla çocuklara oyun oynamada, oyundan zevk almada, oyunla öğrenmede ve bunları günlük hayata yansıtmalarında rol model olarak gelişimlerine büyük oranda katkı sağlanabilir. Birey olarak psikolojik iyi oluş oyunlarla desteklenebilir. Beyin; oyunlarla hem çalıştırılıp hem yorulup hem de dinlendirilebilir. Beyinlerini Akıl Oyunları’yla işletip ışıldatmaya siz de var mısınız?

 

Ankara Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğrencisi

Ayşegül Nisa Dur

gulnisadur@gmail.com

twitter: @akiloynatiyorum

Yazar: ufukmedya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir